AN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2018 Perşembe

Mutlu Yıllar

Bu gün dünyayı istediğin bir renge boya
Rengârenk batan günü al karşına
Bir renk de kendinden kat
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak
Kapat gözlerini bir hikâye yarat
Vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat
Kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut
Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt
Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama
Birikmiş sevginden, herkese bir parça ver
Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana 
 

Can Yücel

8 Kasım 2010 Pazartesi

SUSKUNLAR


YANSIMALAR...UZAKTA



Başlangıçta sükut var idi.Ve her yer karanlık idi. Ve yaradan yegah makamında terennüm eyledi.Ve bu ışıltılı nağme ile etraf nur oldu. Ve nağme boşlukta yankılanıp geri döndü. Ve yaradan,bu yegah nağmenin güzel olduğunu gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,birinci gün.

Ve yaradan dügah makamında terennüm etti.Ve suların ortasında bir azim kubbe peyda oldu. Ve kubbe ta arşa kadar yükseldi. Ve nağme,işte bu kubbede yankılanıp geri döndü. Ve yaradan bu Dügah nağmenin güzel olduğunu gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,ikinci gün.

Ve yaradan Segah makamında terennüm ett.Nağme çöllerde ve enginlerde yankılanıp geri döndü. Ve terennüme devam etti. Nağme ile mest olan toprak,ot ve tohum veren sebze ve meyve veren ağaçlar hasıl etti. Ve akşam oldu ve sabah oldu,üçüncü gün.


Ve yaradan.Çargah makamında terennüm etti. Ve bu nağme,vecde gelip ışıl ışıl ışıldayan yıldızların ve kendisiyle,Yaradan'ın hem Gündüz'e hakim olduğu güneş ve hem de geceye hakim olduğu Kamer'in bulunduğu göklerde yankılanıp geri döndü. Ve Yaradan bu Çargah nağmenin güzel olduğunu gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,dördüncü gün.


Ve yaradan Pençgah makamında terennüm etti. Ve bu nağme,envai çeşit deniz canavarıyla ve türlü türlü canlı mahlukatla kaynayan deniz dibinde ve çeşit çeşit kanatlı kuşla dolu semada yankılanıp geri döndü.Ve Yaradan bu Pençgah nağmenin güzel olduğunu gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,beşinci gün.

Ve Yaradan Şeşgah makamında terennüm etti ve gelecek olan yankıya kulak kabarttı.Ancak bu kez,nağme yankılanmadı.Bununla birlikte Yaradan baktı ki,uzaklarda bir yerde, aynı makamda bir avaz gelir,hemen tanıdı:Cins cins canlı mahlukatın ve yürüyenlerin ve sürünenlerin ve denizdeki balıkların,göklerdeki kuşların ve her şeyin hakimi ilan edip mübarek kıldığı İnsan'ın sesiydi bu. Yaradan bu sesin pek o kadar çirkin olmadığını gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,altıncı gün.


Ve yaradan Hefgah makamında es eyleyip sustu.Çünki sesini Yer ile gök arasındakilere işte böyle duyurmuştu.Ve Yaradan,yedinci günü mübarek kılıp takdis eyledi ve dinledi.

Ve Yaradan,yerin toprağından adam yaptı ve onun burnuna,makamı gizli bir nağme üfledi.Adam bu nağmenin güzel olduğunu gördü.
Çünki adam artık yaşıyordu ve onu yaşatan da bu nefes idi.

İHSAN OKTAY ANAR

Deepnote: Okuyalı uzun zaman olmuş....Derin zamanlarda, derinden etkilendiğim bir anın içinde okuduğum, bölümlerden biriydi, öylesi bir haldi ki anlatması mümkün değil. Üstadın anlatımı,ve kitabın bambaşka bir dünyanın kapılarını aralayan o güzel hali. Belkide  çoğu zaman dolandığım galata sokaklarında  hissettiğim dokuyu bulduğum için bu kitapta eflatun oluverdim birden. Birde suskunluğa olan düşkünlüğümden olsa gerek susamadığım bir başlangıcın izleri var bu satırlarda. Çünki adam artık yaşıyordu ve onu yaşatan da bu nefes idi.... Bir ruhun makamını duymak ve mest olmak belkide bendeki,anlatımsız  hal.Yaradılışın masalsı halinde bulduğum nice güzelliğe ve karşıma aniden çıkan o güzel ruha ve  okuduğum her satırında hissettiğim nice güzellik için üstada sonsuz sevgi ve şükranlarımı sunuyorum. 
Ve  günüme, geceme,tüm anlarıma Aşk ile  gözümden düşen her damlaya. 

29 Haziran 2010 Salı

ŞEYTANIN ZAFERİ




Gece sabaha ererken yatağından doğruldu,pencereye doğru yürüdü gökyüzüne bakmak için loş bir mavi ve heryerde sessizlik,kalbinde bir sıkıntı vardı,bildiği bütün duaları okuyup rahatlatmaya çalıştı kendini ,küçücük odasında bir ileri bir geri içinde sıkıntıyla bekledi günün hareketlenmesini... O, güne çoktan başlamıştı, hayat daha yeni başlarken dışarda.... Sessizce beklerken ruhundaki o büyüyen sıkıntıyı bastırmaya çalışıyor kendini oyalıyordu,aniden kapı çaldı...Kapıya doğru yöneldi herzaman kim o derdi,boş bulundu ve açtı kapıyı,karşısında duranı görünce donup kaldı,konuşmadan elini kıza doğru uzattı kalbine ,tırnakları gömleğini yırtarak kalbine doğru ilerledi, gözlerinin içindeki acıyı kimseler görmedi,şeytan sinsice gülerek bana ruhunu ver dedi.... Sessizce gözlerine baktı kız şeytanın,bütün bedeni kanamaya başaldı gözlerinden akan sadece kandı kızın, hiçbişey söyleyemedi kalbini yerinden sökerken Şeytan zafer kahkaları atıyordu,bütün ruhuyla direndi direndi direndi veremezdi ruhunu ona bunu yapamazdı,yapamazdı bunu tırnaklarını kalbine geçirirken şeytan direniyordu,ciğerlerinde kalan son nefesini tutarak son bir hamle yaptı geriye doğru,derinden sarsıla sarsıla ruhu sesleniyordu içinden bırakma beni bırakma beniiii, bırakma ...sesi soluğu kesilmişti kızın,nefesi tükendi gözlerinden oluk oluk akan kandı sadece...,ruhu,kalbi şeytanın tırnaklarının arasındaydı,yapma ne olur yapma ........ Ruhunun çığlığını duyuyordu kulaklarında bırakma beni bırakma,bırakma beniiiiiiiiii

Ve zafer şeytanındı kalbini yerinden sökmüş avuçlarının içinde gülerek tutuyordu... Geriye doğru sendeledi kız,vücudu bir yaprak gibi titredi ,dizlerinin üstüne düştü ,dudaklarından kimsenin duyamayacağı şekilde bir fısıltı çıktı bedeninden çıkan ruhu titredi , kimseler duymadı ağzından çıkanı ve secdeye kapandı sessizce...Son bir güçle alnı secdede affet beni allahım beni affet ruhumu şeytana verdim affet beni dedi ve öylece kaldı.......

Deep..Siz...