İHSAN OKTAY ANAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İHSAN OKTAY ANAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2012 Cumartesi


Hayat denilen şu kısacık yolculukta, ama canlı ama cansız, ama güzel ama çirkin, ama dost ama düşman, kendilerine refakat eden her şeyi sevip koruyan bu ehl-i insâf dervişler, fırlatıldığında bir insanın kafasını dağıtacak bir taşı bile incitmek istemezlerdi. Çünkü biiznillâh dile gelse, sonsuz bir masalı anlatacak o taş, Allah ın sırdaşı, dolayısıyla kendilerinin can dostu idi.

İHSAN  OKTAY ANAR

12 Kasım 2012 Pazartesi

SESSİZLİK DE BİR PERDEDİR/SUSKUNLAR


NEY/SABA TAKSİM

Sonra sustu.
Hava kararmaya başladığında, belki dayanamadığından, ağzından şu sözler dökülmüştü:
"Her musikî, sesin değil de, aslında sessizliğin bir taklidi."
Derken şunu da söyledi:
"Musikî sessizliğe ne kadar yakınsa, o kadar da mükemmel olur.
"Nihâyet şu sözleri mırıldandı:
"Kulakları hassas olduğu hâlde hiç bir şey işitmeyen kişi, O'nu dinliyordur.
"Şunu da dedi:
"Sessizlik de bir perdedir. Sessizliği işitebilirsin. Es bile bu perdeye kıyasla, ses'tir.
"Yüzünde bir hüzün belirdi ve dedi:
"İnsanlara neyi söylediğimi ve onları neye dâvet ettiğimi hemen hemen kimse anlamadı.
 Oysa onlara neyi ve ondan üflenen nefesini anlatmış, hepsini neye dâvet etmiştim. Kulağı olan işitti."

İhsan Oktay Anar - Suskunlar

8 Kasım 2010 Pazartesi

SUSKUNLAR


YANSIMALAR...UZAKTA



Başlangıçta sükut var idi.Ve her yer karanlık idi. Ve yaradan yegah makamında terennüm eyledi.Ve bu ışıltılı nağme ile etraf nur oldu. Ve nağme boşlukta yankılanıp geri döndü. Ve yaradan,bu yegah nağmenin güzel olduğunu gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,birinci gün.

Ve yaradan dügah makamında terennüm etti.Ve suların ortasında bir azim kubbe peyda oldu. Ve kubbe ta arşa kadar yükseldi. Ve nağme,işte bu kubbede yankılanıp geri döndü. Ve yaradan bu Dügah nağmenin güzel olduğunu gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,ikinci gün.

Ve yaradan Segah makamında terennüm ett.Nağme çöllerde ve enginlerde yankılanıp geri döndü. Ve terennüme devam etti. Nağme ile mest olan toprak,ot ve tohum veren sebze ve meyve veren ağaçlar hasıl etti. Ve akşam oldu ve sabah oldu,üçüncü gün.


Ve yaradan.Çargah makamında terennüm etti. Ve bu nağme,vecde gelip ışıl ışıl ışıldayan yıldızların ve kendisiyle,Yaradan'ın hem Gündüz'e hakim olduğu güneş ve hem de geceye hakim olduğu Kamer'in bulunduğu göklerde yankılanıp geri döndü. Ve Yaradan bu Çargah nağmenin güzel olduğunu gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,dördüncü gün.


Ve yaradan Pençgah makamında terennüm etti. Ve bu nağme,envai çeşit deniz canavarıyla ve türlü türlü canlı mahlukatla kaynayan deniz dibinde ve çeşit çeşit kanatlı kuşla dolu semada yankılanıp geri döndü.Ve Yaradan bu Pençgah nağmenin güzel olduğunu gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,beşinci gün.

Ve Yaradan Şeşgah makamında terennüm etti ve gelecek olan yankıya kulak kabarttı.Ancak bu kez,nağme yankılanmadı.Bununla birlikte Yaradan baktı ki,uzaklarda bir yerde, aynı makamda bir avaz gelir,hemen tanıdı:Cins cins canlı mahlukatın ve yürüyenlerin ve sürünenlerin ve denizdeki balıkların,göklerdeki kuşların ve her şeyin hakimi ilan edip mübarek kıldığı İnsan'ın sesiydi bu. Yaradan bu sesin pek o kadar çirkin olmadığını gördü.Ve akşam oldu ve sabah oldu,altıncı gün.


Ve yaradan Hefgah makamında es eyleyip sustu.Çünki sesini Yer ile gök arasındakilere işte böyle duyurmuştu.Ve Yaradan,yedinci günü mübarek kılıp takdis eyledi ve dinledi.

Ve Yaradan,yerin toprağından adam yaptı ve onun burnuna,makamı gizli bir nağme üfledi.Adam bu nağmenin güzel olduğunu gördü.
Çünki adam artık yaşıyordu ve onu yaşatan da bu nefes idi.

İHSAN OKTAY ANAR

Deepnote: Okuyalı uzun zaman olmuş....Derin zamanlarda, derinden etkilendiğim bir anın içinde okuduğum, bölümlerden biriydi, öylesi bir haldi ki anlatması mümkün değil. Üstadın anlatımı,ve kitabın bambaşka bir dünyanın kapılarını aralayan o güzel hali. Belkide  çoğu zaman dolandığım galata sokaklarında  hissettiğim dokuyu bulduğum için bu kitapta eflatun oluverdim birden. Birde suskunluğa olan düşkünlüğümden olsa gerek susamadığım bir başlangıcın izleri var bu satırlarda. Çünki adam artık yaşıyordu ve onu yaşatan da bu nefes idi.... Bir ruhun makamını duymak ve mest olmak belkide bendeki,anlatımsız  hal.Yaradılışın masalsı halinde bulduğum nice güzelliğe ve karşıma aniden çıkan o güzel ruha ve  okuduğum her satırında hissettiğim nice güzellik için üstada sonsuz sevgi ve şükranlarımı sunuyorum. 
Ve  günüme, geceme,tüm anlarıma Aşk ile  gözümden düşen her damlaya.