6 Aralık 2010 Pazartesi

GERÇEK SEVGİLİNİN KUCAĞINDA




İster manalar dünyasına ait olsun Aşk,ister mecazlar dünyasına....
Gerçek Aşkın sevgilisinde,suret aranmaz asla.
Surete aşık olsaydın eğer,sevgili ölünce bırakır mıydın hiç onu?
Sureti henüz üzerindeyken bu terk ediş niye o halde?! Ey aşık! Hele arayıp sor bakalım; kim senin gerçek sevgilin?!..
Duygularla algılansaydı sevgili,her duygunun algılandığına vurulurdun sevgili diye.
Aşkı vefa ise eğer artıran,nasıl olur da vefayı giderir suret?!...
Seven ile sevilen:Güneş ışığı duvara vurmuş gibi!.. 
Kendinde olmayan bir parıltıyı,onu sevmekle elde eden duvardır burada seven... 
Ve güneştir sevilen.
O halde bir çamur kerpicin(insanın) güzelliğine gönül kaptırmak da neyin nesi ey temiz yaratılışlı kişi!..
Sonsuz olan güzellik dururken; bütün güzelliklerin kaynağı ve aslı dururken?!
Aklının öngördüğüne  aşık olan ey!.. 
Ve kendisini surete tapanlardan üstün gören ey!
Senin duygularını akıl ışığıdır kamaştıran.
Hani bakırın üstündeki altın yaldız gibi...
işte o altın yaldızlardır insandaki güzellik.
Yoksa nasıl onlur da pas tutardı bakır ve nasıl olur da yaşlanırdı sevgililer?!
                                                        

                                                                                                        MesneviII,b703-712


Çev:İskende PALA

Hiç yorum yok: