pablo neruda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pablo neruda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2011 Cuma

GEZGİN ALBATROS/DİOMEDEA EXULANS


Yelken açıyor rüzgar açık denizde
dümende albatros:
kayıyor,iniyor,dans ediyor,yükseliyor,
asılı kalıyor belirsiz ışıkta,
dalganın kulelerine dokunuyor,
çöküyor düzensiz suyun
çalkanan harcına
tuz nişan verirken ona
ıslık çalıyor öfkeli köpük,
kayarak uçuyor albatros
geniş kanatlarıyla müziğin,
durmadan uçan bir kitap
bırakıyor fırtınanın üstüne:
rüzgarın yasası.

PABLO NERUDA

KUŞLAR SANATI

14 Ocak 2011 Cuma

MAVİ-BEYAZ KIRLANGIÇ


Geri dönen kırlangıç
boş bir mektup getirdi bana,
havayla yazılmış,
baharın sisiyle:
hızla gidip geliyordu bir ileri bir geri
korkutarak dakikaları
kadife erdemiyle,
ok gibi uçuşuyla.

ısla Negra'nın köpüklerine
dönmüştü gerçekte,
dans ederek denizin göğünde
sanki eviymiş gibi,
gökyüzünden damlayan
zamansız bir mis koku
getirdiği haberlerle bana
saydam bir mektupta.

PABLO NERUDA

UÇUŞ



Siper edip elimi
yükseklerdeki uçuşu izliyorum:
gökyüzünün onuru, kuş
kat ediyor
saydamlığı,günü kirletmeden.

yol alıyor batıya,yükselerek
yavaştan çıplak maviye doğru:
bütün gökyüzü kulesi onun
ve dünya onun devinimiyle temizleniyor.

Yabanıl kuş
kan arıyorsa da boşluğun gülünde,
bir oku andırıyor,
bir çiçeği uçup giden,
kanatları ışıkta
havayla kaynaşıyor,saflıkla.

Ey tüyler,yönelmiş giden
ne ağaçlara,ne çimenliğe,ne dövüşe
ne gaddar toprağa
ne de terli işliklere,
ama fethetmeye
saydam meyveyi!

Selamlıyorum gök dansını
martıların,yağmurkuşlarının
kardan kostümlerini giymiş,
sürekli davet almış gibi
katılıyorum
onların hızına,dinginliğine
karın durmasına ve telaşına.

Uçan ne varsa içimde,apaçık görünüyor
şu kanatların gezgin eşitliğinde.

Ey, eşlik eden rüzgar
siyah akbabanın sisteki demir uçuşuna!
Islık çalan rüzgar, kahramanı
ve onun ölümcül palasını yerinden eden:
bir zırh gibi korursun
haşin uçuşun dokunuşunu
yinelersin gökyüzünde gözdağını onun
her şey yeniden mavi oluncaya dek.

Bir okun uçuşu
her kırlangıcın görevi,
bülbülün sonatıyla uçuşu
papağanın ve gösterişli giysisinin!

Aynada uçuşan sinekkuşları,
karıştırıyor kırmızı zümrütleri
ve sarsıyor keklik
çiyler arasında uçarak
yeşil ruhunu nanenin.

Ben ki öğrendim uçmayı her uçuşuyla
o saf öğretmenlerin
ormanda,denizde,sarp geçitlerde,
kumdaki sırtımda,
rüyalarda,
kaldım burada,toprağa,
aldatıp kendimi ve uçarak
yalnızca içimden,
tek başıma, karanlıkta.

Ölür bitki,gömülür yeniden,
toprağa döner insanın ayakları,
yalnızca kanatlar kaçar ölümden.

Kristal bir küredir dünya,
uçmazsa insan yitirir yolunu:
saydamlığı kavrayamaz.

Bu yüzden açıklıyorum
kuşatılmamış berraklığı,
ben ki kuşlardan öğrendim
tutkulu umudu
kesinliğini ve gerçeğini uçuşun

PABLO NERUDA

16 Nisan 2010 Cuma

YAVAŞ YAVAŞ ÖLÜRLER





Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar

Pablo Neruda

10 Mart 2010 Çarşamba

AŞK







Bunca gün, ah, bunca gün
görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın,
nasıl öderim, neyle öderim?

Uyandı kana susamış
ilkbaharı koruların,
çıkıyor tilkiler inlerinden
çiylerini içiyor yılanlar,
ve ben gidiyorum seninle yapraklarda
çamlar ve sessizlik arasında,
sorarark kendime nasıl, ne zaman
ödeyeceğim diye şu bahtımı

Bütün gördüklerim içinde
yalnız sensin hep görmek istediğim
dokunduğum her şey içinde
senin tenindir hep dokunmak istediğim:
seviyorum senin portakal kahkahanı
hoşlanıyorum uykudaki görüntünden

Ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim
bilmiyorum nasıl sever başkaları
eskiden nasıl severlerdi,
yaşıyorum, bakarak, severek seni,
aşk tabiatımdır benim

Her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun.

Nerde o? Hep bunu soruyorum
kaybolduğunda gözlerin
Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum,
yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi
geliyorsun sen, bir esintisin
şeftali ağaçlarından uçan.

Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil
o kadar neden var ki, o kadar az,
böyle olmalı aşk
kuşatan, genel
üzgün, müthiş,
bayraklarda donanmış, yaslı,
yıldızlar gibi çiçek açan,
bir öpüş kadar ölçüsüz.

PABLO NERUDA