ORUÇ ARUOBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ORUÇ ARUOBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2010 Cumartesi

AN

Yaşadığın her an,
her yaşadığın an,
yaşar.

ORUÇ ARUOBA


24 Şubat 2010 Çarşamba

GÜNDÜZ YARASALARI




I.


Neyiz ki biz?

İlk ışınları görününce güneşin,

Kaparız tepenin gözkapaklarını

Çam değiliz ki, kollarımız açık

Ürpererek karşılayalım donuk ışığı.

Gölgeler kısalınca çıkarız ortaya,

Açıklıktır, aydınlıktır aradığımız,

Parlaklıkta bulur gücünü görüşümüz.

Tanımayız alacakaranlığı delen,

Tepelerin arasından seçen bakışı.

Kör olmuş ışıktan gözlerimiz.

Gündüz yarasalarıyız biz.



II.



Geceyi düşleriz gündüzken,

Geceyken de gündüzü,

Yitirebileceklerimiz yitiktir

Onlardan uzaktayken ama

Özleriz, döneriz yeniden

Yitirmeden

Yitirebileceklerimizi

Yitiremediklerimize.

Yitirebilirdik, deriz;

Ama yalnızca bir fiil çekimi bu

Tutsaklıklara bağlamışız özgürlüğümüzü.

Gündüz yarasalarıyız biz.



III.



Sağlamdır düşünce temellerimiz,

Ama altlarında kist vardır, sonra kum

Dururuz gerçi, sapasağlam, kalın

Taştan duvarlarımızla, dimdik

Ayakta; ama biraz su, bir sızıntı

Kaydırır temellerimizi hemen.

Duyarız yerçekimini hemen,

Titreriz. Sımsıkı, gergin

Bağlar vardır

Düşüncelerimizi ayakta tutan, ama,

Ya temelsizse temeli

Bütün bu bağları

Bağlayan

Bağın?

Bağlantısızca bağlarız bağlarımızı.

Gündüz yarasalarıyız biz.

13 Şubat 2010 Cumartesi

ÖZLEDİĞİN GİDİP GÖRMEMEDİĞİNDİR


Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen


8 Şubat 2010 Pazartesi

DE Kİ İŞTE (22)





Ancak arada bir gerçekten yaşayacaksın:
duygusal olarak ''unutulmaz bir an'' denen
yaşam aralıklarından birinde, tam kendin olarak,
tam kendisiyle yüzyüze geldiğin bir başka kişiyle
birlikte, birşey yaşadığında (bir sevinç,bir acı...)
_o zaman gerçekten yaşarsın.

Ama bu '' an''ları son derece seyrek yaşarsın
(kimi insanlar _çoğunluk? _bunları hiç yaşamaz
belki); son derece de kısa... Gene de, bunların sağladığı
anlam yoğunluğu,yaşamının bütün geriye kalan
çölünü yeşertmeye yetecek.

Oruç ARUOBA


''de ki işte isimli kitabından''

3 Şubat 2010 Çarşamba

HAVADA

Burada
duvar ile direk
arasında asılı
sallanıyorum.

Kenarlarım yırtık
parçalarım sarkık
içim patlak.

Burada
geçmiş ile gelecek
arasında gerili
sallanıyorum.

Saatlerim çarpık
günlerim çatlak
yılım yitik.

Sözcükler gelip geçiyor içimden
anlamsızlığa doğru
eylemler geçip gidiyor elimden
çaresizliğe doğru.

Boşalıyorum
burada
hiçlik ile yokluk
arasında.

16 Ocak 2010 Cumartesi

BURADA


"Şimdi buradayım
biraz önce yoktum"

hiç
bir
şey
yok

Önce, oldu:
kıpırdandı
belirsiz -
bir şiddetli boşluktan
tatlı bir özleme doğru.

Belirsiz.

Sonra, oluştu:
devindi
kesik kesik
sabırsız -
bir sevinçli duyumdan
ılık bir beklentiye doğru.

Kesik kesik
sabırsız.

Derken, doldu:
yayıldı
güçlü güçlü
kocaman
aldırmasız -
bir gerilimli doygunluktan
dingin bir sancıya doğru.

Güçlü güçlü
kocaman
aldırmasız.

Şimdi, doğdu:
patladı
çığlık çığlığa
nefessiz
yırta yırta
acımasız -
bir tatlı özlemden
şiddetli bir boşluğa doğru.

Çığlık çığlığa
nefessiz
yırta yırta
acımasız.

Şimdi burada:
biraz
önce
yoktu.

11 Ocak 2010 Pazartesi

MUMUN



Bütün ışıklara karşı geldi
yaktığın bu mum
Neyin nereden nereye geçişiydi
aktığım o mum
Bir aydınlık geçit, bir kedi
sakladığım o kurum
Zamanın ötesinde bir şimdi
sakındığım bu durum

25 Aralık 2009 Cuma

SU



Set çek seline
yavaş yavaş ilerle
damla damla birik.

Ak geç ıslattığın kayalardan:
duraksama - uçurur güneş seni.
Atla takıldığın çavlanlardan:
duraksama - savurur rüzgar seni.

Aldırma kumlara, çakıllara:
çöker onlar dibe nasılsa -
ilerle yavaş yavaş
birik damla damla
set çek seline.

8 Aralık 2009 Salı

YAZILAMAYAN ZAMAN


Herşeyi yazarım da
zamanı yazamam -
o yazar çünkü
beni.

Yazar beni
yavaş yavaş
özenli -
azalta azalta
görkemli -
sanki
dolduracakmış
olduracakmış
gibi.

Halbuki
sıyırıp düşürmüştür
tırnağımdaki çürüğü
parmağımdaki yarayı
kabuk kabuk
geçirmiştir -
geçerken, sanki
çoğalta çoğalta
yazarak
beni:
özenli
görkemli.

2 Aralık 2009 Çarşamba

RENKLERİM



Aklaşan grilikte duruyorum -
yeşilleşen mavilik
kararan saydamlık
azalan tirşe:
o mor
hiç olmadı
mı?

O tek renk
bulunmadı
mı?

Kızıltılı
kahve
rengi

Siyah
Beyaz.
Ah,
az -
hiç olmadım
mı?

Bulunamadım
mı?