LALE MÜLDÜR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LALE MÜLDÜR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2009 Cuma

LA LUNA

bana Zaman ve La Luna

herşey gitti bak

herşey ağlayarak gitti

sular soğudu

bir Kurban düşüyor şimdi aramıza La Luna

üçümüzden biri kurban

serin bir çizgi çekiliyor gökyüzüne

çok geç çok geç artık


terkedip gidiyor beni teker teker bütün güneşlerim

bir daha hiç dönmeyecekler mi yaşamıma

alnımdan fırlayan bir Kartal yarıp

geçiyor göğü

görünmez bir Çarkın çıldırtıcı gürültüsü

duyuluyor bir yerlerden

uzak anılar

yengeçler gibi

çıkıyorlar bir gün batımına

son güneşler son güneşler de düşüyor

bak

tüm metal dairelerinle sen çıkıyorsun yaşamıma

görünmez güçlerle

karanlık ve anlaşılmaz acılarla, uyandırdığın,

tıpkı kendin gibi,

korkutucu gözüküyorsun

sende hiç insani bir şey yok mu La Luna

herşey mümkün herşey açıklanabilir gözükse de

birşeyler kenetlenmiş bir yerlerde

sen yine de gel İmparator, Gece

ve beni al son bir kez karanlık gözlerine

saçımı ör eskil bir anahtarla La Luna

yüzümü yaralarımı sar sarmala

çaputlar ve karalarla La Luna

beni o yabanıl şölene hazırla

karanlık duvarlardan geçen siluetler gibi

lacivert geceyi bekleyen buzdan çiçekler gibi

belirsiz bir denizi tarayan bir fener gibi

uzayda gümüş bir sarkaç gibi sallanan

Darağacındaki Adam.

bir Keşiş, bir Lehimli

adamotu büyütüyor gözyaşlarından...

isli bir camın altından geçirilen

zehirli bir duman gibi

bulutlar, senin üstünden, kayıyor

kayıyor, La Luna, başlar ve sonlar

bana Zaman ve La Luna

biraz zaman

duyayım bir kez daha o selenli liri

ve Sirenleri, mor şarkılarıyla, uzaklardan...

19 Kasım 2009 Perşembe

CAM SESLERİNDEN BİR ANI

Kısacık bir andı, bana cam sesleri gibi

bir anı kaldı

kısacık bir andı, o çok duyarlı dengeler

yansıdı

İpe dizilen inci

dünya ile kişi

ilk yazdı, sonradan saydam birşeyler

yağdı

uyum karıştı ince havaya

kısacık bir andı, belki farkında bile

değildin sen

ben sonsuz kişiydim, o kapıdan

çıkarken

anıların cam kırıkları gibi

toplandığı o an

başka anıların anıları

geçiyor aklımdan...

10 Kasım 2009 Salı

ESKİL BİR AŞK ÖYKÜSÜ



boynumda yağmurdan bir kolye...

ıslak taşlara oturuyorum bugünlerde...

bir siyam kedisi ve ben... pek çok şeyi geriye doğru unutuyoruz...

eski rus bir sevgilim vardı...

başka birisini göze alamam bugünlerde...

öykü safir aynalı bir salonda geçiyordu...

herşey önce çok güzel başlıyordu...

sen, gözünde siyah bir bant, beni dansa kaldırıyordun...

ben seni portekizli bir korsan sanıyordum...

sonra ortaya çıkıyordu eski bir rus soylusu olduğun...

yelkenbezi fularını çıkarıp... bir reverans yapıyordun...

odadan yavaş yavaş herkes, soylu soysuz herkes çıkıyordu...

ikimiz bir de kediler kalıyordu... hava alamıyorduk...

kapıları mühürlüyorlardı... eskil bir aşk öyküsünün içinde

kalıyorduk... biz seni portekizli bir korsan sanıyorduk...

bir siyam kedisi ve ben...

LALE MÜLDÜR