ÖZEL ARABUL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖZEL ARABUL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2011 Cuma

DÖNÜŞÜM



İnce bir dal kanat açtı 
Ararken gerili gökyüzünde dinginliğini 
Koca bir gölge gibi düştü üstüne zaman 

Giysilerini vermeden güne 
Katıksız ve ışıksız suya değmeden 
Alev kızılı kesildi 

Dalga dalga içerdi karanlığı yalnızlığımız 
Ve hiçbir insan renkleri tanımadı kokusundan 
Deniz dayandı, deniz bitimsiz, sessiz mi sessizdi 
Dayandı sonsuzluğa kayan mor topraklarına 

Bütün varlığını sarsan bunca güçle 
Patlayan geceler güneşin yangınında 
Kendi yıkımlarımıza karşın 
Yeniden dönüyoruz kozamızın özüne


ÖZEL ARABUL

18 Temmuz 2010 Pazar

SEN İÇERDE BİRYERDESİN



Sen içerde bir yerdesin
Zaman kök ağzında çiçek
Bir gelirsin gölge kayar geriye
Yürek ki çoğu kez süt damarıdır

Başın dayanır suya, uykusuz iner
Sabah iner incecik, gün artığından
Ölüm nasılsa sondan öncesi
Nasılsa umudun yaprak altıdır

Nereye değil nereden düşer acı
Çember çember dönenerek
Sen içerde birikimim kaskatı
Özlemin aydınlığa yaslıdır

7 Temmuz 2010 Çarşamba

GÖLGELER

Bütün soruların yanıtları bir tek yerde
O suların çekilmediği tek yerde
Bir göç alır başını, bizden çoğa doğru


Toplasam önüme düşen gölgelerimi
Yaptıklarıma değil, yapacağıma bakar
Yine de bir şeylere güvenmemek
Güvenmektir tek birşeye
İzin verse sevinç yoksunluğu


Nerelerde gizlidir asıl yolculuğumuz
Ne zaman, nerede başlayacaksa
Pusuda çırpınır umudun ilk dilimi
Şimdi toplandı artık üstümüzde
Dinle bak, o fırtınanın uğultusunu


ÖZEL ARABUL

10 Nisan 2010 Cumartesi

ÖPTÜM SENi



Koydum seni suyun yerine
Dağıldı yüzün
Bir bataklık otuydu ellerin
Kavradı taşların altından
Yıkanan günü

Yerinden kaldırıp bir ağacı
Uyuttum seni
Habersiz benden
Çevirdi ağzın nehirlerimi

Yulardan atmış bir tay gibi
Devrildi gök üstümüze
Öptüm seni
Biraz yana döndü güneş
O kadar

ÖZEL ARABUL

19 Şubat 2010 Cuma

MAYIS ÇİÇEĞİ

Bana balını göster mayıs çiçeği
Arka bulup güçleneyim
Biraz zamanı geçirsem
Ansızın açılmış duman gibi
Sürekli umutsuzluk içinde
Uçup gider kuş
Kaybolur sözlerim

Parmakların dokunduğu acı
Gökçe ışık
Altın iğnelere vurulmuş
Göğüs kafesine çarpıyorum
Özüne çarpıyorum
Bir şimşekle ansızın
Bana balını göster mayıs çiçeği
Onulmaz günlerin közündeyim
Yeni aya dolanıyorum

2 Ocak 2010 Cumartesi

MASAL



Masal bu..
Seni sevmek bir masal
Bütün düşler seninle
Sebebim sensin
Ey Sevgili
Kalbim güller içinde

Saklamadım
Hiçbir zaman
Ne nefreti ne de aşkı
Böylesine bir zamanda
Sevgililer düş masalı

Bir ormanda yasaklı
Kurtlarla kuşlar yaşar
En içinde, en derinde
Küskün bir peri saklar

Güller açar ipekte
Masallarda buluşur
Yıldızlar düşer suya
Gizli bir aşk dokunur

Sana aşık olmaktır
Böyle masal anlatmak


Bu yüzdendir hem aşkı
Hem de eski masalları
Tek başına
Yaşamaktır

4 Aralık 2009 Cuma

BAŞKASI



Akşamları geçerim ara sokaklardan
Kaybolmak için yürüdükçe
Her yolağzında rastladım kendime

Ne çok kuş duman gibi dağılan
Hepsi alaca, hepsi ürkek
Gövdeleri baştanaşağı püren

Bir acıyı tutmak gerek yerliyerinde
Bu yüzden kapalı bütün perdeler
Bastırıp göğsüne karanlığını

Ne varsa unutulmuş yol kenarında
Rüzgardan, ayak izlerinden artakalan
Kimi istediysem gelen başkası
Gittiğim her yerde bendim bekleyen

23 Kasım 2009 Pazartesi

GİR İÇERİ SEVDİĞİM



Gir içeri sevdiğim, ıslanmışsın
Gidenleri yolcu etmiş
Kendini yarılamışsın
Saatin bu yüzden mi durdu
Bunun için mi
Katmerli güller içinde
Bir diken gibi yalnızsın

Senden önce
Yağmur tozu döşeyip durdu
Pulkanatlı bir böcek
Yuğdu yıkadı beyaz odayı
Başka hiç kimse dokunamadı

Sözleri toplayıp yatağın başucunda
Bir lamba içine taşıdı
Aynanın buğusunu sildi
Karanlığını akşamların
Kışın çelik soğuğunu
Sağır günlerin yoksulluğunu
Daha önceki tanıkları
Hepsi dışarıda şimdi


Ah sevgilim
Senin için hazırlanmak
Ancak görünmez bir hünercinin
Çalışkanlığıyla
Sınanmalıydı

Gir içeri sevdiğim, ıslanmışsın
Seni kucaklayıp yatırayım
Bir bardak tarçınlı ıhlamur, ballı
Kurutulmuş elmayla
İyi gelir
Yürek algınlığına
Sonra da uyumalısın
Kapattım kapıyı.

10 Kasım 2009 Salı

DÜŞLEME



Gördüm ben, daha ne ki beklediğim
Yorgun sarsıntısından baharın ağaç
Henüz doğmuş bir kuzu ıslaklığında
Aktı aydınlığa bir çiçek önce
Sonra sıvama güneş

Bir uçurtma asılıdır boynunda
Tüm umudu çocuğun
Bedeni su kırması, köpüren kardan.
İnsan mı bildi sevgiyi ancak
Çay kıyısındaki sazlar mı
Balık yumurtasındaki sancıyla sarsılan

Acıyla yeşermektir biraz sevinmek
Yarların gün görmeyen dinginliğinde
Hadi ben bir düş gördüm,
Öyle diyelim
Niye ölüler düşer baharımın üstüne

5 Kasım 2009 Perşembe

DÖNÜŞÜM



İnce bir dal kanat açtı
Ararken gerili gökyüzünde dinginliğini
Koca bir gölge gibi düştü üstüne zaman

Giysilerini vermeden güne
Katıksız ve ışıksız suya değmeden
Alev kızılı kesildi

Dalga dalga içerdi karanlığı yalnızlığımız
Ve hiçbir insan renkleri tanımadı kokusundan
Deniz dayandı, deniz bitimsiz, sessiz mi sessizdi
Dayandı sonsuzluğa kayan mor topraklarına

Bütün varlığını sarsan bunca güçle
Patlayan geceler güneşin yangınında
Kendi yıkımlarımıza karşın
Yeniden dönüyoruz kozamızın özüne

25 Ekim 2009 Pazar

BİR KUŞ DÜŞER



İndi dağdan gün ışığı
Uzaklara bir yere
Özlemi bekler beni

Gidemem sevi vurur başıma
Yıldız dolu yaprak uçlarından
Keskince uzatmış yalnızlığını
Su çeker beni

Ateşimi burada yaktım
Obam burada kuruldu
Kollarım uzar da uzar yoluna
Korkarım çığlığından
Ses tutar beni

Sıcak süt kokusu içinde
Bir kuş düşer maviliğine
Işığı yutar beni

ÖZEL ARABUL

21 Ekim 2009 Çarşamba

AŞK



Koydum seni suyun yerine
Dağıldı yüzün
Bir bataklık otu gibiydi ellerin
Kavradı taşların altında yıkanan günü

Yerinden kaldırıp bir ağacı
Uyuttum seni
Habersiz benden
Çevirdi ağzın nehirlerini

Yulardan boşanmış bir tay gibi
Devrildi gök üstümüze
Öptüm seni
Biraz yana döndü güneş o kadar