Gece saatler ilerleyip uyku yeryüzüne attığında pelerinini,
yatağımdan kalkıp sahile gittim, giderken şöyle diyordum içimden:
''Asla uyumaz denizler,uyuyamayan ruhlar için bir tesellidir onların bu uyanık hali''
sahile vardığımda, sis çoktan inmişti dağların zirvelerinden.
Ve kaplamıştı ortalığı genç kızların yüzlerini süsleyen bir peçe gibi.
Durup uzun uzun seyrettim dalgaları, söyledikleri şarkıları dinledim
Ve içlerinde barındırdıkları gücü düşündüm.
Bu öyle bir güçtür ki fırtınayla gezip volkanlarla öfkelenir,
zarif çiçeklerle gülümser ve çağıldayan derelerle beraber seslendirir melodisini.
Sonra evin yolunu tuttum tekrar,
Derken üç adam gördüm civarda bir kayanın üzerinde oturan,
Sis kaplamaya başlamıştı üzerlerini.
Bilmediğim bir güç bu kayanın olduğu yere doğru sürüklemeye başladıbeni,usul usul yaklaştım adamların yanına.
Birkaç adım kala durdum önlerinde ve hayran hayran baktım kendilerine.
Çünkü bir büyü vardı sanki onlarda.
Emellerimi billurlaştırıp hayallerimi canlandıran.
Tam o sırada ayağa kalktı içlerinden biri, ve şöyle dedi
adeta denizin derinliklerinden gelircesine gür bir sesle:
''Tıpkı çiçeksiz ve meyvasız bir ağaca benzer sevgisiz hayat,
Ve aynen korkusuz bir çiçek ve tohumsuz bir meyva gibidir güzellikten yoksun sevgi.
Özgür ve sonsuz bir benliğin üç yansımasıdır
Hayat, Sevgi ve Güzellik
Hayat, Sevgi ve Güzellik
Ne değişim tanır bu benlik,ne de ayrılık''
Bunları söyledikden sonra tekrar yerine oturdu adam.
Ardından ikincisi kalktı, ve şöyle dedi çağlayan nehirlerin çıkardığı sese benzer bir sesle:
''Tıpkı baharsız mevsimler gibidir isyandan yoksun hayat,
Ve aynen kurak bir çölde yaşanan bahar mevsimine benzer dürüstlükten yoksun isyan,
Tek bir benliğin üç yansımasıdır Hayat, İsyan ve dürüstlük
Ne değişim tanır o benlik, ne de ayrılık''
Bunları söyledikden sonra tekrar yerine oturdu ikinci adam da.
Üçüncü adam kalktı sonra ayağa, ve şöyle dedi gök gürültüsünü andıran bir sesle:
''Tıpkı ruhsuz bir bedene benzer özgürlükten yoksun hayat,
Ve aynen şaşkın bir ruh gibidir düşünceden yoksun özgürlük.
Tek ve sonsuz bir benliğin üç yansımasıdır
Hayat,Özgürlük ve Düşünce,
Ne yok olur o benlik, ne de ölür.''
Daha sonra üçü birden kalktı adamların, ve şöyle dediler heybetli,müthiş bir sesle:
''Sevgi ve onu doğuran her şey,Özgürlük ve onu ortaya çıkaran her şey,
Yaratanın birer özelliğine işaret eder...
Ve Yaratan sınırsız bir zekadır şu sınırlı ve bilinçli dünya için''
Ardından bir sessizlik çöktü,görünmez kanatlar çırpınıyor ve soyut bedenler titriyordu etrafta.
Gözlerimi kapatıp dinledim,duyduğum sözlerin yankısını.
Gözlerimi açtığımda,sadece kalın bir sis tabakasıyla gizlenmiş bir deniz vardı karşımda,
daha önce rastladığım o kayanın yanına gittim sonra ama,
Tütsüden yapılmış olan ve göğe doğru yükselen bir sütundu görebildiğim tek şey.
HALİL CİBRAN /Gönül Sırları


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder